ÂDEMİN KALBİ HASTA
Âdemin kalbi hasta şifası Kur'an dadır.
Âdemin gönlü darda ferahı Kur'an dadır.
Âdem ölmek istemez çaresi Kur'an dadır.
Âdem yalnız edemez vekili Kur'an dadır.
Âdem ilimi sever, ilimi Kur'an dadır
Âdem övülmek ister değeri Kur'an dadır.
Âdem bir defa doğar, Kuran’a göre ölür
Bu iki hal arası neleri yaşar, görür.
Düşlerim ,
dört duvar arasına sıkıştırılmış umutlarım var
hesap soruyorlar bedenimdeki bütün sabıkalara
paslanmış parmaklıklar var göz kapaklarımda
herşey engel oluyor sanki seni duymama seni düşünmeme
hatta dilime düşmene bile
göz yaşlarım kurumuş be bogazıma dügümlenmiş kahpe kader
beni susmaya mahkum eden nankör kediler var
Yaşını arar ihtiyar, bir de bakar olmuş seksen,
Akar gözlerinden yaşlar, biter ona bu serüven,
Birden geçmişine bakar, gözünü yumar aniden,
Gençlik yıllarına yanar, giymeden daha kefen...
Artist çoğaldığı gibi, azalır bu çağda güven,
Ters dönen dolap gibi, hep yön değiştirir dümen,
Harap olan evler gibi, tümden bozulur bu düzen,
Görünmez bataklıklara, gizlice batar bu gezegen...
Uzaklarda dörtnala, koşuyor kara bir at,
İki yanında sallanan, beyazdan bir çift kanat,
Üstünde zırha bürünmüş, somurtkan bir cellat,
Sallıyor kılıcını gelen düşmanlara inat!
Öyle bir devirdeki, ağızlardan düşer feryat,
Dengeler alt üst olmuş, çoğalmış günah kat kat,
Cepleri boş insanlara, dar geliyorken hayat,
Tek hayali cellatımın, parıldayan bir saltanat!
İki yanı ağaç kaplı, bir yol iniyor aşağı,
Bir ucunda bıçak saplı, biri yalan sarmaşığı...
Giydiren yok ki bir atkı, yok etmişler insanlığı,
Bir incire benzer tıpkı, batırır ya bir ocağı...
Sol yanını doldururlar, boştur geminin sancağı,
Sevgiliye dokunurlar, ayrılır at ve kaşağı,
Mazlumlara acımazlar, tokatlarken yanakları,
Sözde zam gelir ama, hep aynıdır çene yağı...
Anlamazken açın halinden tok,
Ben müslümanım diye düşünen yok,
Günahımız sevabımızdan çok,
Rabbim sen bağışla bizi...
Kırdık gönülleri,
Sivrilttik dilleri,
Harama uzattık elleri,
Rabbim sen bağışla bizi...
O "Kıl!" dedi Kuranda,
O "Gel!" dedi Namazda,
Biz duramadık niyazda,
Rabbim sen bağışla bizi...
Allahım senin rahmetin bol,
Olmayacak yoktur sen deyince "Ol!"
Olamadık sana layık kul,
Anlamazken açın halinden tok,
Ben müslümanım diye düşünen yok,
Günahımız sevabımızdan çok,
Rabbim sen bağışla bizi...
Kırdık gönülleri,
Sivrilttik dilleri,
Harama uzattık elleri,
Rabbim sen bağışla bizi...
O "Kıl!" dedi Kuranda,
O "Gel!" dedi Namazda,
Biz duramadık niyazda,
Rabbim sen bağışla bizi...
Allahım senin rahmetin bol,
Olmayacak yoktur sen deyince "Ol!"
Olamadık sana layık kul,
İnsanın susuzluğunu ne ırmaklar giderir nede nehirler
İçtinmi doydumsanırsın birazdan yine içersin
Doyamassın ne kadar yiyecek yesende
Birazdan yine karnın acıkır yersin
Hiç bir zaman doymazsın
İçmedikçe şehadet şerbetini
Yemedikçe İslam nimetini
Oturmaz isen İslam sofrasına
Bekleki tokluk sana nasıl gelsin
Yer gibi yapar yemezsin
İçer gibi yapar içmezsin
Bilmezsin çok kuvvetlidir nefsin
Öyle bir yoldan gidiyoruz ki !
Ölüm her saniye yanıbaşımızda.
Kurtuluş 2 dudağımızın arasında.
Ya iman edip doğru yoldan gideceğiz.
Yada çıkılmayacak bir ateşe gireceğiz...
bu gecenin nağmelerinde
bir fısıltı vardı sanki
karanlıktaki aydınlık
boğazı kurumuş bir çiçek gibi
Yalvaran göz yaşları
bir mırıltıdır gider
sessizliğin buğusu
birş arkı gibi dudakları büzer
Zerresinden lokmasına
Her nefesin kanına
bir lokmadır şanına
işlermiki bir yarına
sanki bir dal
sanki bir cam
yok olup giderken bile
zannederler şakasına
zannederler uçup gider
Son yorumlar
2 hafta 1 gün önce
2 hafta 2 gün önce
2 hafta 2 gün önce
2 hafta 6 gün önce
2 hafta 6 gün önce
2 hafta 6 gün önce
3 hafta 2 gün önce
3 hafta 3 gün önce
3 hafta 5 gün önce
5 hafta 17 saat önce