Biz de aynı hamuruz
Racona racon gerek
Ab-ı hayat suyumuz
Racona racon gerek
Biziz çakalı süren
Biziz vatanı seven
Bu toprakta kesilen
Racona racon gerek
Mert olan insandansa
Tekbirle başlamışsa
Karşılık bekliyorsa
Racona racon gerek
Hiddeti raconu kesen
Altay karşılık veren
Aynı yolda kesilen
Racona racon gerek
Biz de aynı hamuruz
Racona racon gerek
Ab-ı hayat suyumuz
Racona racon gerek
Biziz çakalı süren
Biziz vatanı seven
Bu toprakta kesilen
Racona racon gerek
Mert olan insandansa
Tekbirle başlamışsa
Karşılık bekliyorsa
Racona racon gerek
Hiddeti raconu kesen
Altay karşılık veren
Aynı yolda kesilen
Racona racon gerek
Hayat bir televole masalı değildir kızım!
Sakın aldatmasın seni
Seda'nın Güllü'nün o hoş kahkahaları
Ebru'ların Çağla'ların Demet'lerin
O sabun köpüğü muhteşem aşkları (!)
Ben ne dev yalnızlıklar bilirim
Ben ne ayrılıklar
ben ne hıçkırıklar
Kim bilir
Nasıl ıslaktır geceleri onların yastıkları...
Hayat Mehmet Ali'nin çiftliği değildir kızım!
Öyle hep yüzüne gülmez bu çarkıfelek
Tirse gözlü bir çingene elleri nergis
Kuş evleri dar geliyor güvercinlere
Yüzünde bıçak yarası dişinde yaldız
Çillerini satıyor çocuk elleri
Çipil ışık dallarında karga tüneği
Köşede küçük ayaklı kızlar kösgeri
Ak benekler konuyor kirpiklerine
Elinde kırık kopuk sevgilerin gergefi
Ört perdeleri açsın çiçeğim vakti bahardır
Zincirli hamam kubbesi sütunları mermer
Ürperen denize kavuşan akşam
Ne çok yalnız adam çiziyor ufka
Ne çok yalnız adam ne çok kadın ne
Yitmiş umutlar gibi bir günü noktalayan
Hiç sevinçler göğermez mi bahçelerinde
Acı ve hüzün taşıyorlar durmadan
Nerde çiçekleri ellerinde nerde inançları
Birden geceye bulanıyor saçları
Hâlâ gülüşlerini arıyorlar aynalarda
Hep ölüm hep karanlık hep korku hep
Hep kahır renginde çiziliyor resimleri
nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar
geceyarıları
tenhadır buraları
ne in ne cin
kırmızı lambası
sanki kan damlası
demiryolu geçidinin
dağılmış su dumanı şimşekli bir karanlığa
yağmurun altında çınar
çınarın altında o karaltı
bırakılmış bir araba
34 FN 346
sağ arka lastiği yırtılmış
camlarında kurşun delikleri
içinde barut kokusu var
hala çalışıyor silecekleri
bir sola bir sağa
bir sola bir sağa
geceyarıları
tenhadır buraları
Akşamüstü bir kahvede
Bira içtim birkaç bardak
Gazeteden yoruldukça
Gelip geçene bakarak
Kahvenin müşterileri
İçerdeydi daha fazla
Camlı terasta idim ben
Çıkıntı yapan sokağa
Sevimsiz bir kocakarı
Torununu azarladı
Bir köpek geldi içerden
Camdan dışarıya baktı
Salınarak geçip gitti
Genç bir anne çocuğuyla
Kasketli iki müşteri
Bir şey konuştu patronla
Biraz sonra geldi köpek
Devamını okuOdama bir an giren uçucu bir böcek
-Arıdan irice, kanatları renkli-
Dolaştı bir süre, vızıldamadan.
Sonra bulup yolunu pencerenin
Çıkıp gitti
Bir öykü çeviriyordum Çehov'dan
Masamda bira bardağı
-Odam, kitaplarım,olağan dünyam-
Tül perdede ağustos ışınları
Tanık oldu yaşamıma
Bu uçucu böcek, sadece bir an
Çıkıp gitti sonra
Tıpkı yaşamıma bir an katılan
Sonra yitip giden bir sevgili gibi
Ağlayı ağlayı vardım pınara
Kirli yağlığımı yuvermediler
Herkes destisini doldurdu çıktı
Bana da bi damla su vermediler
Elimde bir kadeh vardım kurnaya
Hücum eylediler bana vurmaya
Elimdeki kadehimi kırmaya
Tuttular bir kaçı koyvermediler
Al bu kadehini kaldır dediler
Gözünün yaşıyle doldur dediler
Bir fincan su verdik bildir dediler
Sanki ya verdiler ya vermediler
Son yorumlar
4 gün 20 saat önce
1 hafta 20 saat önce
1 hafta 2 gün önce
1 hafta 2 gün önce
1 hafta 2 gün önce
1 hafta 2 gün önce
1 hafta 3 gün önce
2 hafta 14 saat önce
2 hafta 14 saat önce
2 hafta 14 saat önce